.



hayatla ellerin birleştiği yer

14/5/2008 - LAZERLE TEDAVİ

Kategori: saglik__

Dermatoloji'de Lazer Kullanımı

Dermatoloji'de lazerler ilk kez 40 yıl önce kullanılmaya başlamıştır. İlk olarak Argon ve karbondioksit (CO2) lazerler iyi huylu doğumsal damar benlerini (portwine stain ve hemanjiom gibi) tedavi etmek için kullanılmıştır. Bu lekelertedavi ile bir miktar iyileşebilmekle beraber, yerlerinde kabul edilemeyecek oranda yara izi kalmıştır. Son 20 yılda lazerlerin gelişimi bir çok durumun ( doğumsal damarsal veya kahve renkli lekelerin, dövmelerin, yara izlerinin ve kırışıklıkların) tedavisinde bir devrim yaratmıştır.

Lazer ışığının özellikleri nelerdir?

Türkçeye Lazer olarak geçen ama aslında İngilizce'de LAZER olan terim “LightAmplification by the Stimulated Emission of Radiation.” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir akronimdir.

Lazerler aşağıdaki özellikleri taşıyan yüksek yoğunluktaki ışınlardır:

  • Monokromatik: tek dalga boyuna sahiptir.
  • Koherent: Işık dalgaları aynı fazdadır.
  • Collimated: Işık paralel olarak yayılır.

Lazer ışığı çok küçük nokta halinde yüksek enerji ile fokuslanabilir.

Lazer ışığı gaz (örneğin argon, kripton, karbon dioksit), sıvı ( örneğin dye (boya) lazerler) veya katı (e.g. ruby, neodymium:yttrium-aluminium-garnet, alexandrite) bi rortam içeren bir optik boşlukta üretilir. Lazer ortamındaki moleküller hareket geçirildikten sonra, bu moleküller hareketsiz hale geldiklerinde ışık fotonu salarlar. Farklı lazer ortamlarında tek bir dalga boyunda lazer ışığı üretir ve bu ışık görünür ışık aralığından (400-700 nm) infrared ışık ( 700 nm üzeri) aralığına kadar uzanır.

Damarsal deri lezyonları oksijenlenmiş hemoglobin denen bir maddeyi bulundurur ki; oksijenlenmiş hemoglobin 418, 542 ve 577 nm dalga boyundaki görünür ışın tarafından gayet iyi emilir.

Derideki kahve renkli oluşumlar melanin denen koyu renkli bir pigmenti içerdiklerinden görünür veya infrared ışığı emerler. Infrared lazerler oldukça hasar veren lazerlerdir, çünkü hücre içi ve hücreler arasında bulunan su tarafından absorbe edilirler.

Etraf dokuya hasar vermeden hedef hücreleri haraplamak lazer tedavisinin ana amacıdır.

Lazer tipleri nelerdir?

Deriyi tedavi edebilen bir çok lazer tipi bulunmaktadır. Eski devamlı atım( continious wave=CW) veya yalancı devamlı (quasi-continious wave=QCW) atım üreten apan CO2 ve argon lazerler şimdi yerlerini aralıklı atım yapan lazerlere bırakmışlardır. Lazerlerin dalga boyu, atım süresi ve hedef doku tarafından emilim özellikleri hangi klinik durumlarda hangi tedavinin yapılabileceğini belirler.

Lazer Tipleri

Laser source

Dalga Boyları

CW: Bu lazerler sürekli bir ışık dalgasını uzun süreli olarak yayarlar.

CO2

10,600 nm

Argon

488/514 nm

Yalancı devamlı (quasi-continious wave=QCW): Bir pencere vasıtasıyla CW atımı segmentlere bölünür ve lazer ışığı aralıklı olarak verilir.

Potasyum-titanil-fosfat (KTP)

532 nm

Copper/bromide

510/578 nm

Argon-pumped tunable dye (APTD)

577/585 nm

Krypton

568 nm

Pulsed (Atımlı)*: Bu tip lazerlerde yüksek enerjili oldukça kısa atımlar ve aralarında uzun bekleme aralığı ile üretilir.


 

Pulsed dye laser (PDL)

585-595 nm

QS ruby

694 nm

QS alexandrite

755 nm

QS neodymium (Nd):yttrium-aluminum-garnet (YAG)

1064 nm

Erbium:YAG

2490 nm

CO2 (pulsed)

10,600 nm

* Pulse lazer sistemleri çok uzun pulse süreli (40-45 milisaniye – PDL lazerlerde olduğu gibi) olabildiği gibi, quality-switched (QS) lazerler gibi oldukça kısa pulse süresine (5-100 ns) sahip olabilirler.

Hangi cilt hastalıkları lazer ile tedavi esilebilir?

Lazerler derideki yüzeyel damarsal anomalilerini, portwine stain, derideki kılcal damar genişlemelerini hemanjiomları, varisleri, piyojenik granülom, kaposi sarkomu ve bir çok damarsal hastalığı tedavi etmek amacıyla kullanılabilir. Argon, APTD; KTP, kripton, Copper bromid, Pulse dye lazer ve Nd YAG lazerler bu durumları tedavi etmek amacıyla kullanılabilir. CW Argon lazerler yüksek bir spesifik olmayan ısı hasarı yaparak iz bırakabildiklerinden yerlerini sarı ışıklı quasi-CW ve pulse lazerlere bırakmıştır.

Pulse lazerler damarsal hastalıkların tedavisinde ilk seçenektir, çünkü etkinlikleri iyi ve yan etkileri minimaldir. 5-10 mm gibi geniş başlığa sahip olup, geniş alanları kolaylıkla tedavi edebilme özelliğine sahiptirler. Operasyon sonrası yaygın purpura (morarma) 1-2 hafta kadar sürer ve bazen geçici renk değişiklikleri olabilir. Kabuklanma, deride doku değişiklikleri ve yar izi nadiren oluşabilir.

Yeni geliştirilen V-beam ultralong pulsedır ve de yüksek bir enerjiyi uzun bir sürede hedef doku olan damarlara ulaştırır ve aynı seviyede bir damar hasarı oluşturur. Eski pulse dye lazerlerdeki purura (morarma) yan etkisi daha düşüktür. Dinamik soğutma sistemi sayesinde yüksek enerji kullanılmasına rağmen uygulama konforlu, güvenli ve etkilidir.

Quasi_CW lazerler ile etkili sonuç verirken, derin yara izi oluşturabilirler. Oldukça sık görülen yan etkiler hafif kızarıklık, ödem ve geçici kabuklanmadır.

Lazer olmayan intense pulsed light cihazları da(IPL) damarsal hastalıkları tedavi etme için kullanılabilir.

lazer tedavisi


Ciltteki renk değişiklikleri ve döğmeler

Melanine (deriyi boyayan pigment (boya) maddesi ) duarlı ve yüksek enerjili QS lazerler derideki bir çok renk değişikliliğini azaltır veya tamamen ortadan kaldırır. çiller, doğum lekeleri, bazı doğumsal kahverenkli ve mavi benler, Ota/Ito nevüsleri (benleri) Becker nevüsleri(benleri) lazer ile tedavi edilebilir. Short pulse olan lazerler enerjilerini etkin bir şekilde melanin içeren melanozom denen organellere iletirler ki bunlar melanosit denen pigment hücreleri içinde bulunurlar ve de deriye rengini verirler. Lazer tedavisinin başarısı melaninin derinliğine ve lekenin tonuna göre değişir.

Yüzeyel yerleşen pigmentler kolay tedavi edilirken, derin pigmentli durumlarda long pulse lazerlerletedaviye ihtiyaç duyulur. özellikle koyu tenli kişileri tedavi ederken kalıcı beyaz lekelerin kalabileceği göz önünde tutulmalıdır.

Görünümü sıradışı olan her türlü ben ya da lekeye lazer tedavisi yapılmadan önce biyopsi alınmalı ve mikroskop altında patolojik inceleme yapılmalıdır. Doğuştan olan kahverenkli benlerin lazer ile tedavisi tartışmalıdır. Lazerlerin uzun süre kullanımının melanom denen cilt kanserini tetiklediğine dair bir bilinmsel veri olmamasına rağmen bu riskin oldukçadüşük olduğu düşünülmelidir.

QS lazer sistemleri seçici olarak dövme boyasını deriye zarar vermeden harap eder. Haraplanan melanin pigmenti daha sonra lökosit ve makrofaj dediğimiz hücreler tarafından deriden uzaklaştırılır. Lazerlerin seçimi boyanın rengi, derinliği ve kimyasal yapısına göre değişir. 2-10 arasında seans gerekebilir. Sarı, turuncu ve yeşil renkli dövmelerin tedavisi daha zordur.

  • Siyah: QS ruby, alexandrite or Nd:YAG
  • Mavi yeşil: QS ruby, alexandrite
  • Sarı, turuncu, kırmızı: QS Nd:YAG or PDL

Diğer lazer tedavilerinde olduğu gibi bu tedavilerde de renk değişiklikleri, derin yara izleri oluşabilir.

Epilasyon

Lazer tedavisi aşırı kıllanma (hirsutizm)ı durumlarını tedavi etmek amacıyla kullanılabilir. Lazer tedavisi koyu renkli kılları kolaylıkla ortadan kaldırır, bu kılların yeniden çıkması 3-6 ayı alabilir. çok sayıda tedavi seansı bölgelere göre değişen oranda gerekebilir. İğneli epilasyona göre bu yöntem daha az ağrılı ve hızlıdır. Yan etkiler nadirdir, fakat tedavi edilen alanlara yakın bölgelerde ince tüylerde artış ve uzama olduğu bilimsel yazılarda yayınlanmıştır.

Long pulse diod, alexandrite, ruby ve Nd:Yag lazerler ve lazer olmayan IPL ışığı tedavi de kullanılabilir.

Yüz kırışıklıkları, skarlar ve güneş hasarları

Yüzde lazer resurfacing yapmak için yüksek enerji, pulse süresi ve scanneri bulunan lazerler kullanılır. Pulse Co2 ve erbium:YAG lazerler yüz kırışıklıkları, sivilce izlerive güneş hasarına bağlı gelişen bulguları azaltmak veya ortadan kaldırmak konusunda başarılıdır. Yüksek enerjili pulse ve scannerli lazerler diğer yüz yenileme tedavilerine göre genellikle tedavide altın standart oluştururlar. Co2 tedavisi olan hastalarda tipik % 50 oranında bie iyileşme olur. Ameliyat sonrası ağrı, hassasiyet, kırmızılık, şişlik ve derin yara izi kalabilir. hassasiyet ve kızarıklık birkaç ayda geçer.

Herpes gibi ikincil deri enfeksiyonları (yani uçuğun operasyon sonrası alevlenmesi yara iyileşene kadar söz konusu olabilir. Koyu renkli kişileri tedavi ederken uzun süren veya kalıcı olabilen renk değişikliklerinin olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Erbium:YAG lazerlerin Co2 lazerlere benzer etki ve yan etkileri vardır. Yan etkilerine ve uzun iyileşme zamanlarına rağmen bu lazerler iyi kullanılırlarsa mükemmel sonuçlar oluştururlar.

Son zamanlarda dermatolojide non-ablatif soyma yapmayan lazerler derinin orta tabakası olan dermiste bir yenilenmeye yol açmaktadır. Non ablatif lazerler dermisteki kollajeni yüzeyde herhangi bir hassasiyet oluşturmadan ısıtırlar. Deri üzerindeki hücrelere zarar vermesi soğutma sistemlerine bağlıdır. Derideki yenilenme için çok sayıda tedaviye ihtiyaç vardır.

Keloid ve hipertrofik skarlar

Keloid ve hipertrofik skarların tedavisi zordur ve de geleneksel tedaviler genellikle başarısızdır. Co2 ve erbium:YAG gibi lazerler klasik cerrahiye göre daha avantajlıdır. Son zamanlarda pulse dye lazerler de bu durumların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu tedavilerin kortizon enjeksiyonları ile birlikte kullanılması iyi sonuç verir. Yapılan seanslar keloidin kızarıklığını, yüzeyini ve sertliğini iyileştirir.

Lazerlerin diğer kullanımları nelerdir?

Lazerler bazen siğillerin tedavisinde kullanılabilirler. (özellikle Co2 ve pulse dye lazerler) Ama bu tedavilerin klasik lazer tedavilerine bir üstünlüğü yoktur.

Co2 lazerler seboreik keratoz ve deri kanserlerini de tedavi etmek için kullanılabilirler. Ama geleneksel cerrahi ve koterizasyon daha ucuz bir tedavi yöntemidir.

407-420 nm dalga boyundaki mavi-mor ışık sivilce tedavisinde kullanılır, çünkü bu ışık sivilceye neden olan Proprionibacterium acnes adlı bakteriye toksik etki gösterir.

308 nm dalga boyunda ışık üreten excimer lazerler ise sedef ve vitiligo hastalığının tedavisinde kullanılabilir. Bununla birlikte bazen su kabarcıklarına yol açması tedaviyi zorlayan bir durumdur.

Lazer Güvenli midir?

Lazerlerin güvenliği hangi lazer sisteminin kullanıldığı ve de lazer ayarlarına bağlıdır ve aşağıdaki şartlar bu güvenliği değiştirebilir:

  • İyi eğitilmiş eleman
  • Hasta ve çalışanların lazer gözlükleri ile korunmuş olması
  • Lazer odalarının kapısında uyarı yazısının bulunması
  • Odalarda yansıma yapan cihazların kullanılmaması
  • Odalarda yanıcı materyallerin bulunmaması

Lazerlerin Yan Etkileri Nelerdir?

Lazerler deride yanık reaksiyonuna neden olabilirler. Bu durumlardaa şağıdaki yan etkiler oluşabilir:

  • Geçici ağrı, kızarıklık, morarma, su toplaması ve kabuklanma
  • Herpes Simpleks denen uçuk virüsünün aktive olması
  • Kalıcı olabilen beyaz veya deriden koyu olabilen cilt lekeleri
  • Oldukça az olmak üzere kalıcı yara izi

İlişkili diğer konular:

2 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

7/5/2008 - BUNLARA DİKKAT EDELİM

Kategori: saglik__

By-pass sonrası yaşam

by passKoroner by-pass ameliyatından her hastanın istifadeleri değişik olur. Bu durum hastanın ve damarlarının durumuna, kalpdeki hasar derecesine bağlıdır. Bu nedenle by-pass olan her hastayı aynı şekilde değerlendiremeyiz. Bazı olgularda kesin tedavi bazı olgularda ise kısmi tedavi sağlanır. Ameliyat sonrası yaşam süresi buna bağlıdır. Eğer ameliyat sonrası kurallarına uyulursa genellikle 8-10 yıl sorunsuz bir yaşam sağlanır. Bu süre bazı olgularda daha kısa bazı olgularda ise daha uzundur.

Hastaları ameliyattan sonra erken dönemde rahatsız edecek şey solunum sıkıntısı ve öksürüktür. Onun için solunum hazırlığına ameliyattan önce başlanmalıdır. Sigaranın bırakılması, fazla kiloların atılması, solunum egzersizlerine başlanması hastanın erken dönem konforu için önemli adımlardır. Erken mobilizasyon (hastanın erken hareketlendirilmesi) ameliyat sonrası derin ven trombozu dediğimiz toplardamar tıkanıklığı, akciğer embolisi gibi ciddi komplikasyonları önlemede önemli rol oynar. Bu nedenle yoğun bakımda birinci günden itibaren yatakta kol ve bacak hareketleri, oturma, solunum egzersizlerine başlanmalıdır. Genellikle birinci günün sonunda veya 2. gün hasta servis yatağına alınır. İlk günlerde en önemli sorun hastanın sırt üstü yatma zorunluluğudur. Ameliyat esnasında göğüs kemiği boydan boya ikiye bölünüp sonra tel dikişlerle yaklaştırılmaktadır. Kemiğin kaynaması yaklaşık 6 haftada olmaktadır. İlk günlerdeki uygunsuz hareketler kemiğin oynamasına ve hastanın tekrar ameliyata alınmasına neden olur. Bu nedenle hastanın ilk günlerde yatakta oturur duruma gelirken iki kola eşit kuvvet vererek karyolanın ayak tarafına bağlanan bir ip aracılığıyla hareket etmesi gerekmektedir. Ayrıca bu 6 hafta içinde kronik bronşitli ve şişman kişilerin göğüs korsesi kullanmaları önerilmektedir. Yan yatma ve asimetrik ters hareketler göğüs kemiğini oynatır. Hastanın bu dönemde sırt üstü yatması gereklidir. Fazla kilosu, kronik bronşiti olmayan hastanın bile en az 3 hafta sırt üstü yatması zorunludur.

Hasta, ameliyat eden hekimin onayı olmadan yan yatmamalıdır. Diğer önemli bir konu hastanın damar alınan bacağındaki şişlik sorunudur. İlk günlerde hastaların bacaklarında elastik bandaj uygulanmaktadır ve damar alınan bacak şişmemesi için ayak ucu kalp seviyesini geçecek şekilde yukarıya kaldırılır. Bacak altına bir yastık veya yumuşak bir destek konur. Hastaneden taburcu olduktan sonra gündüzleri varis çorabı giymesi ve geceleri çıkarması önerilir. Bu işlem bacaklardaki şişlik kayboluncaya kadar uygulanır. Eğer şişme olmuyorsa çorap kullanmak gereksizdir. Hastanın ameliyattan sonraki 5.-6. günden itibaren her gün ılık duş alması hastayı rahatlatır. Geç yara enfeksiyonunun önlenmesinde önemli rol oynar. Eğer herhangi bir lokal enfeksiyon ve akıntı varsa o kısım korunarak duş alınabilir. İlk 3 hafta genellikle ev ve bahçede hareket edebilir. Üçüncü haftadan sonra sokağa çıkabilir. İşyerine gidebilir. Ancak otomobil kullanma ve normal iş hayatına 6. haftadan sonra başlar. Hasta hastaneden çıktığı zaman bir miktar kansızlık söz konusudur. Bu durum erken dönem kanın daha akıcı olmasını sağlar ve erken dönemde tıkanmayı önlemeye yönelik bir tutumdur. Ayrıca fazla transfüzyon (kan verilmesi) dikkatli incelemelere rağmen bir takım hastalıkların bulaşmasına yol açabilir. Kan gruplarının uyumsuzluğuna bağlı kan reaksiyonları ortaya çıkabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca kan kullanmadan ameliyat yapmaya gayret edilmelidir. Hastaya kan ürünleri vermekten kaçınılmalıdır.

Hastada normal beslenme koşullarında 6. haftanın sonunda kansızlık durumu ortadan kalkar. İşte bu dönemden sonra yavaş yavaş arttırılarak günde 4-5 km. yürüme önerilmektedir. Yürüyüş anında kalp hızı normalin iki katına çıkar.

By-pass sonrası 6. haftadan itibaren hasta kendini iyi hissettikçe sportif faaliyetlerine başlayabilir. Yüzme, golf, bisiklet, kayak ve yürüme öncelikle önerilen sporlardır. Hastanın ağır sporlardan kaçınması uygun olur. İleri yaşta dinç kalmanın sırrı düzenli spordur. Genellikle üç haftadan itibaren seksüel aktivite serbesttir. Ancak göğüs kemiğini oynatacak hareketlerden kaçınılmalıdır.

Yemek konusuna gelince, erken dönemde sulu gıda dediğimiz komposto, çorba, yoğurt, süt, muhallebi gibi sıvı içeceklerden oluşan gıdalarla başlanır. Rejim yavaş yavaş arttırılarak 3-5 gün içinde ızgara, salata ve sebze yemekleri eklenir. By-passdan sonraki yaşamınızda beslenmeniz önemli bir rol oynar. Yeni takılan damarların görevlerini uzun süre yapabilmeleri, kalbin kendi damarlarında yeni darlıkların oluşmamasında diyet çok önemli bir rol oynar.

Kalp damarlarında tıkanmaya neden olan kan yağlarının yüksekliği, hipertansiyon, kan şekeri yüksekliği, ürik asit yükselmesi gıda alımı ile yakından ilgilidir. Ayrıca şişmanlığın asıl nedeni kalıtımsal değil yanlış beslenmedir. Genellikle yetişkin bir insana günlük 1200 kalorilik bir diyet önerilmektedir.

Kolestrol, trigliserid gibi zararlı yağlar kırmızı ette, süt ürünlerinde, iç ve kuyruk yağında, katı yağlarda, margarinlerde, ciğer, dalak gibi sakatatlarda ve kabuklu deniz mahsüllerinde bolca bulunur. Bu nedenle bu gıdalardan kaçınılmalıdır. Yağlardan doymamış yağları (sıvı yağlar) tercih etmeliyiz. Bunlar içerisinde en önemlileri çiçek yağı, zeytin yağı ve mısırözü yağıdır.

Özetlersek sebze ağırlıklı beslenmek, hayvani yağlardan uzak durmak, balık, tavuk ve hindi etini diğer etlere tercih etmek, süt ve süt ürünlerinin diyet olan türünü seçmeniz salam, pastırma, yumurtadan uzak durmanız sizi belki biraz sıkacak ama sağlığınıza sağladığı katkı ile yaşam yaşanmaya değer kılacaktır.

Kandaki yağların düzeyi büyük oranda alınan şekerli gıdalara bağlıdır. Bu nedenle karbonhidrat dediğimiz hamur işleri ve tatlılardan uzak durmanız önerilmektedir.

Tansiyonunuz yüksek ise tuzdan, ürik asit düzeyi yüksek ise proteinli gıdalardan kaçınılmalıdır. Gıdalar için söylediğimiz bu yasaklar zalimce ve katı değildir. Çok canımız çektiği zaman tadılmasında, 10-15 günde bir yumurta yenilmesinde sakınca olmayabilir. Önemli olan bu gıdaları rutin diyetimizden çıkarmaktır.

Hastaları ameliyattan sonra erken dönemde rahatsız edecek şey solunum sıkıntısı ve öksürüktür. Onun için solunum hazırlığına ameliyattan önce başlanmalıdır. Sigaranın bırakılması, fazla kiloların atılması, solunum egzersizlerine başlanması hastanın erken dönem konforu için önemli adımlardır.

Yan yatma ve asimetrik ters hareketler göğüs kemiğini oynatır. Hastanın bu dönemde sırt üstü yatması gereklidir.

by pass

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

7/5/2008 - KALP KIRİZİNİN NEDENLERİ

Kategori: saglik__

kalp krizi

Kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesine kalp krizi (miyokard enfarktüsü) denir. Kalbimiz günlük yaptığımız işe göre bazen daha fazla bazen daha az oksijene ihtiyaç duyar. Oksijeni kalbin kendi damarları yani koroner damarları getirirler. Eğer koroner damarlarda bir tıkanıklık veya daralma söz konusu ise kalp yeteri kadar oksijen alamaz, beslenemez. Beslenemeyen kalp dokusu ölür, işlevini yitirir ve kanı pompalayamaz hale gelir. Sonuç olarak ölümcül bir tablo olan kalp krizi ortaya çıkar.

Kalp krizi geçirmiş kimselerde ölen dokunun yerine yenisi gelmez. İşlevsiz bir yara tabakası oluşur. Yani kalp krizinin verdiği hasar geridönüşü olmayan bir hasardır.

Kalp krizine neden olan koroner damar tıkanıklığının en önemli sebebi “atheroskleroz”dur. Atheroskleroz, damarlarının içine yağ birikintilerinin oturması demektir. Sigara içenlerde ve kolesterolü yüksek kimselerde bu birikintiler sinsice büyürler ve zamanla koroner damarı tamamen tıkarlar. Sonuçta kalbin beslenmesi bozulur ve kalp krizi meydana gelir.

Gençlerde kalp krizi çok nadirdir. Olası nedenler şöyledir:
# Vücudun herhangi bir yerinde oluşan bir pıhtının koroner damarlara ulaşıp aniden tıkaması
# Kalp kapakları hasarlanmış kimselerde kapalçıktan kopan parçaların koroner arterleri tıkaması
# Vaskülitler, kronik hastalıklar
# Kokain kullanımı gibi nedenler olabilir.

Kalp Krizinin Belirtileri Nelerdir?
# Göğüste tam yeri belli olmayan sıkışma hissi veren bir ağrı olur.
# Bu ağrı sol kola ve çeneye doğru yayılır
# Ağrı hareket etmekle artar, dinlenirken azalır, fakat geçmez. Ağrı yarım saatten uzun sürer.
# Ağrıyla birlikte soğuk soğuk terleme ve mide bulantısı vardır.
# Nefes darlığı olur.

Bazı insanlarda belirtiler çok gizli olabilir. Örneğin diyabet hastaları hemen hemen hiç ağrı duymazlar ve sadece nefes darlığı ve soğuk terleme şikayetleri olur. Bazı hastalarda mide ülseri veya pankreatit ağrısıyla kalp krizi ağrısı karıştırılabilir, ülser lehine yanlış yorumlanabilir.

Ne yapmak gerekir?
Bu belirtilerle karşı karşıya kaldığınızda derhal bir yere oturup dinleniniz ve hemen bir sağlık kuruluşuna ulaşmaya çalışınız. Dışarıdaysanız cep telefonuyla yardım isteyiniz. Kesinlikle yürümeye veya merdiven çıkmaya devam etmeyiniz. Çünkü aktiviteye devam etmek zaten oksijen alamayan kalbinizin oksijen talebini daha da artıracaktır.

Son zamanlarda kalp krizi geçirildiğinin anlaşılması halinde bir-iki defa kuvvetlice öksürerek krizde oluşan ritm bozukluğunun düzeltilebileceğini ileri süren yayımlar çıkmıştır, ancak böyle bir yaklaşımın etkinliği henüz tam olarak kanıtlanamamıştır.

Kalp Krizi Geçirme Riskim Var mı?

Kalp hastalıkları açısından risk arzeden durumlar şunlardır:
# Sigara içmek
# Kan lipidlerinin (kolesterol, trigliserid) düzensiz olması
# Diyabet Hastalığı
# Obezite
# 65 yaşını geçmiş olmak

Yukarıdakilerin kaç tanesi yaşamınızda varsa kalp krizi size o kadar yakın demektir. Ancak korkmayın, bu risklerin bazılarını kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Örneğin sigarayı bırakabilirsiniz. Doktorunuzun verdiği tavsiyelere uyarak lipid ve diyabet ilaçlarınızı düzenli kullanabilirsiniz. Hergün düzenli egzersiz yapıp aktivitenizi artırabilirsiniz ve bu risklerin çoğundan uzaklaşabilirsiniz.

Unutmadan ilave edelim; düzenli egzersiz yapmak, ayda bir defa halı sahada arkadaşlarla buluşup maç yapmak değildir. Böylesi düzensizce yapılan sporlar antremana hazır olmayan kalbi yorar. Bir uzmandan yardım alarak düzenli spor yapmanızı tavsiye ederiz.

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

30/4/2008 - PANİK ATAKMIYIZ

Kategori: saglik__


Panik yok! Tedavisi var!

Her geçen gün sıkça duymaya başladığımız "panik bozukluğu" nedir?
Ani olarak, beklenmedik bir yer ve zamanda ortaya çıkan, terleme, titreme, karın ağrısı bulantı, bendende uyuşma karıncalanma, çarpıntı, baş dönmesi ve nefes darlığının yanı sıra, delirme ve ölüm korkusunun eşlik ettiği panik nöbetleri olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Panik atak esnasında bu belirtilerin hepsi de aynı anda yaşanmayabilir, en az dördünün görülmesi yeterlidir. Kişiler ataklar esnasında yaşadıklarını şöyle ifade ediyorlar; "Kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyor", "Eyvah! Kalp krizi geçiriyorum herhalde" "nefes alamıyorum soluğum tükendi boğuluyorum", "Deliriyorum galiba.” Bu ataklar dakikalarla sınırlı olmasına karşın, kişiye sanki çok uzun gelir. Şiddeti ve süresi değişebilir, haftada bir ya da daha fazla panik nöbeti geçirenlerin yanı sıra ayda bir yaşayanlar da vardır. Panik bozukluk kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazladır. Daha sık ergenlik döneminde karşımıza çıkar ama otuzlu yaşlarda da görülür ve git gide azalır.

Neler panik atak geçirmemize zemin hazırlar?

Belkide hiç ciddiye almadığımız bir taşınma, kurulu düzenin değişmesinden tutun da sevdiğimiz insanların artık hayatımızda olmamaları (ölümler ve ayrılıklar) ayrıca, çocukluk döneminde yaşanan kayıplar, anne-baba ayrılıkları sebeplerden bazılarıdır. Yapılan çalışmalar da genetik faktörlerin önemini de vurgulamaktadır. Buna göre ailesinde panik bozukluğu teşhisi almış biri varsa, normal bir kişiye oranla hastalığa yakalanma riski fazladır.

Panik atak başka sorunlara da yol açabilir.

Panik atak yaşayan kişiler bu durumu yaşadıkları en korkutucu deneyimlerinden biri olarak kabul ederler, bir süre sonra, ataklar geldiğinde "ya kalp krizi geçirip ölürsem" gibi düşüncelerle, güvende olmak için evden dışarı çıkmamaya başlarlar ve hatta yanlarında sürekli birilerinin bulunmasını isterler. Topluluk içinde de aynı sıkıntıları yaşarım endişesiyle kendilerini eve hapsederler ve böylece "agorafobi" denilen başka bir sorunun türemesine sebep olabilirler.

Tedavisi var...

İlaç tedavisinin yanı sıra kısa dönemli, psikoterapi yöntemleriyle kolay bir şekilde tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.
Geçer diye beklemeyin! Hayatınızı ertelemeyin! Merak ettiklerinizi ya da , danışmak istediklerinizi yazabilirsiniz.

***
Andropozdayım, tüm suç hormonların ben masumum

Andropoz, genelde erkekliğin sonu olarak görülür. Latince anlamı bunu ifade etse de aslında, hormonlardaki azalmaya bağlı olarak, cinsel istek ve işlevde düşüş gibi bazı psikolojik ve fizyolojik belirtilerle kendini gösteren dönemsel bir sorundur.

Menopoz, andropoz ve evlilikler..

Menopoz, kadının doğurganlığının sona erdiği bir dönemdir. Bir hastalık değildir!
Bu dönemde östrojen hormonunun üretimi azaldığı için, ateş basması, uyku bozuklukları, "osteoporoz" kemik erimesi gibi sorunların yanı sıra. Huzursuzluk, hayattan zevk alamama ve ani öfke patlamaları gibi psikolojik durumlar ortaya çıkar. Andropoz, genelde 40'lı yaşlardan itibaren başlar. Libido ve cinsel arzu için önemli olan, testosteron hormonu seviyesindeki düşüşle beraber, cinsel istekte azalma, içe kapanma ve kararsızlık gibi davranışsal değişiklikler, kas gücünde azalma, saç ve sakallarda dökülme, karın bölgesinde daha fazla yağlanma gibi farklı klinik bulgularla kendini gösterir. Kimi zaman, çiftlerde aynı dönemlerde çıkan hormonlardaki bu değişim evliliklerde yaşanan problemleri tetikler. Sorunlar genelde, cinsel içeriklidir ve önlem alınmazsa evliliği tehdit edebilir.

Genç bir kadın, yaşlı bir erkeği gençleştirir mi?

Bu dönemde görülen sorunlar, kadınlarda olduğu gibi erkekleri de farklı arayışlara itebiliyor. "Artık eskisi gibi genç ve cazip değilim" düşüncesiyle, çaresiz davranışlar içine girebiliyorlar. Zamanın kısalıyor paniğiyle, beyazlamış saçlar boyanıp dökülenlerin yerine yenileri ektirilebiliyor. Ya da gençken bile giymeye cesaret edemedikleri parlak renkli giysileri seçilip, daha çok spor giyim tarzını benimsiyorlar. Metroseksüellik maskesi altında kendilerine daha fazla özen göstermeye başlıyorlar. Dört kapılı otomobillerin yerini çift kapılı sporları alıyor. Asıl değişim ise çevreyle başlıyor. Kendilerine yeni arkadaşlar edinirler. Genelde, yaşıtlarından çok, genç insanlarla beraber olmayı tercih ediyor. Artık gözü kararan kişi, bunca yıllık hayat arkadaşını ve çocuklarını bir kenara atıp, kendinden 10-20 yaş küçük başka kadınlara yöneliyor. Eğer karşılık da bulursa, genç bir kadın tarafından tercih edilmenin verdiği gururla, sahte bir güven duygusu yaşıyor. Aslında güvensizliklerinin bir göstergesidir bu çaresizce davranış.

Peki bu genç kadın, yaşlılık belirtileri gösteren erkeğe gençlik katabilir mi? Bu soruya tereddüt etmeden hayır cevabı verebilirim. Kısa süreliğine, sahte bir dünyanın demosunu yaşarsınız. Dönüşü olmayan hatalar yapmaya müsait olan bu dönemde çok daha dikkatli olmak gerekir. Neticede, davul bile dengi dengine vurur!

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

27/4/2008 - BEBEĞİMİZİN SAĞLIĞINA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Kategori: saglik__

Temizlik Ürünleri Bebeklerin Ciğerlerine Zararlı

İngiltereâ??nin Bristol Üniversitesiâ??nden John Henderson ve ekibi hamilelerin evde bu tür kimyasal ürünleri kullanma sıklığı ile bunların çocukların solunum yollarına etkilerini inceledi. Araştırmaya 7 bin 162 çocuk katıldı. Annelerse çamaşır suyu, dezenfektan, böcek ilacı, halı temizleyicisi gibi 15 ürüne ilişkin soruları cevapladı. 

 

4 Yaşından Önce Göz Muayenesi Şart

Çocukların 4 yaşına gelmeden önce herhangi bir sorun olmasa bile mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Fatih Balkan, okula başlamadan önce çocukları göz kontrolünden geçirmenin, göz problemlerine bağlı öğrenme güçlüğünü önleme açısından büyük önem taşıdığını söylüyor. 

 

Burun Akıntısı Başka Hastalığın Belirtisi Olabilir

Çocuklardaki burun akıntısının sinüzit, alerjik nezle gibi hastalıkların belirtisi olabileceği belirtilerek, burun akıntısının 2-3 günden fazla sürmesi halinde mutlaka bir hekime danışılması gerektiği vurgulandı.

 

Anneye â??Sütün Az Bebek Doymuyorâ?? Demeyin

İsterse her annenin mutlaka bebeğini doyuracak kadar sütünün olabileceğini belirten Acıbadem Kocaeli Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Neşe Bakoğlu, aile içi ve çevreden gelen â??sütün yetmiyor, bebek doymuyorâ?? cümlelerinin sütün kesilmesine neden olabildiğini söyledi.

 

Gebelerde Dengenin Sırrı Çözüldü

Harvard antropoloji araştırmacısı Katherine Whitcomb, kadınlar ve erkekler arasında, şimdiye kadar dikkatlerden kaçan iki fiziki farklılık saptadı. Whitcomb, bu farklardan birinin, kadınların bel omurlarının alt kısmının kama biçiminde, erkeklerinse daha dik olması; diğerininse, kadınlarda önemli bir kalça kemiği bağlantısının erkeklere kıyasla yüzde 14 daha büyük olması olduğunu bildirdi.          

 

Hamilelik Çatlaklarını Önlemek Mümkün

Cilt, hamilelik sırasında kilo almaya bağlı olarak, alt dermal tabakasındaki kollajen ve elastin liflere zarar verebilecek şekilde hızla gerilir. Dokular incelir, hassaslaşır ve tıbbi adı â??Stariae Gradvidarumâ? olan cilt çatlakları meydana gelir.

 

Hamilelikte Bulantı Ve Kusmalar Kabusunuz Olmasın

 

Gebelerin yaklaşık yüzde 80â??inde görülen bulantı ve kusma şikayetleri genellikle ilk adet gecikmesinin birkaç gün sonrasında başlar ve giderek artarak 8. gebelik haftasında dayanılması en zor günlere ulaşır. Daha sonra yavaşça azalan bulantı ve kusmalar 14. gebelik haftası civarında ise sona erer. 

 

 

Geniz Eti Bademcikten Tehlikeli

 

Aileler tarafından çok iyi bilinmeyen geniz eti büyümesi, çocuklarda yaygın bilinen bademcikten daha ciddi sorunlara yol açabiliyor. Nişantaşı KBB Merkeziâ??nden Doç. Dr. Erhun Şerbetçi, geniz etinin uykuda solunum durmaları, kulak iltihapları, çocuk sinüzitleri, yüz ve diş gelişme bozuklukları gibi hastalıklara neden olabildiğini söyleyerek â??geniz eti iltahaplarını önemli bir sorun haline getiren ise bademcik iltihaplarında olduğu kadar tanının kolay konulamamasıâ? dedi. 

 

 

Yenidoğan Sarılığı Kalıcı Hasar Bırakabilir

 

Keçiören Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Dr. Fahrettin Erdoğan, yeni doğan sarılığının, sadece yeni doğan bebeklerde görülen, kandaki â??bilirubinâ? maddesinin artışına bağlı oluşan bir hastalık olduğunu söyledi. 

 

 

Yürüteç Önerilmiyor

 

Yürüteci, ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği için kesinlikle önermediklerini söyleyen Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Metin Doğan, â??çocukların parmak üzerinde yükselmesiyle bacağın arka tarafındaki adalelerde aşırı yüklenme yaratırken, ön taraftaki adaleler zayıf kalıyor. ayakta deformasyon ve şekil bozukluğu, arka taraf tendonlarda kısalma görülüyorâ? dedi. 

 

 

3 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

27/4/2008 - BÜTÜN BEBEKLER GÜZELDİR

Kategori: saglik__

[Ileri] [Son Sayfa]

[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri_59.jpg
460 X 500
26 KB
bebek_resimler_8.jpg
427 X 313
30 KB
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri.jpg
540 X 359
13 KB
bebek_resimleri _4.jpg
1156 X 1216
152 KB
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri_1.jpg
508 X 528
16 KB
bebek_resimleri_2.jpg
720 X 540
75 KB
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri_3.jpg
500 X 500
28 KB
bebek_resimleri_5.jpg
1400 X 1050
125 KB
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri_6.jpg
400 X 300
76 KB
bebek_resimleri_7.jpg
518 X 346
34 KB
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
[Resimi buyutmek icin uzerini tiklayin]
bebek_resimleri_9.jpg
1024 X 1024
122 KB
bebek_resimleri_10.jpg
800 X 568
113 KB


yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

27/4/2008 - ÇOCUKLARDA SIK RASTLANILAN HASTALIKLAR

Kategori: saglik__

ALERJİK NEZLE

  ALERJİK ASTIM

  BOĞAZ AĞRISI

  ÇOCUKLAR VE HEPATİT B

  ÇOCUKLARDA AKDENİZ ANEMİSİ

  ÇOCUKLARDA APANDİSİT

  ÇOCUKLARDA ATEŞLİ HAVALE

  ÇOCUKLARDA BİTLENME

  ÇOCUKLARDA BRONŞİAL ASTIM

  ÇOCUKLARDA DERİ KANSERİ

  ÇOCUKLARDA GÖZ HASTALIKLARI

  ÇOCUKLARDA HEMOFİLİ

  ÇOCUKLARDA HİV İNFEKSİYONU

  ÇOCUKLARDA İNMEMİŞ TESTİS

  ÇOCUKLARDA İSHAL

  ÇOCUKLARDA KANSIZLIK

  ÇOCUKLARDA KASIK FITIĞI

  ÇOCUKLARDA KATARAKT

  ÇOCUKLARDA RAŞİTİZM

  ÇOCUKLUK ÇAĞI DİYABETİ

  ÇOCUKLUK ÇAĞINDA HİPERTANSİYON

  ÇOCUKLUK ÇAĞINDA OBEZİTE

  DOĞUMSAL KALP HASTALIKLARI

  DOĞUŞTAN SAĞIRLIK

  EPİLEPSİ

  GRİP SOĞUK ALGINLIĞI

  LÖSEMİ ( KAN KANSERİ )

  ORTA KULAK İLTİHABI

  SPASTİK ÇOCUK NEDİR ?

  SÜNNET

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/4/2008 - GENÇLERDE ERGENLİK DÖNEMİ

Kategori: saglik__

ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

 Ergenliğin Tanımı: Ergenlik çocuklukla yetişkinlik arasında kalan bir ara dönemdir. Ergenlik dönemi duygusal oluşumların, zihinsel değişimlerin, fiziksel olgunluğun bir bileşimidir. Bu dönemde olanlar heyecanlandırıcı ve canlandırıcı, aynı zamanda da ürkütücü ve karıştırıcıdır. Ergenlik belirli yaşlarla sınırlı olmayan bir dönemdir. Bunun yanı sıra ergenlik kelimesinin yerine gençlikte kullanılmaktadır. Ergenlik; buluğ çağına erme sebebi ile biyo-psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan çocukluk ve gençlik arasında kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur.

 Ergenliğin yaş sınırları oldukça geniş tutulmaya çalışılmıştır,  bunun sebebi bireysel ayrılıklardır. Sağlık ve bedensel yönden koşullar iyileştikçe ergenlik yıllarının başlangıcı olarak kabul edilen erinlik daha küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır.. Ergenin somut yapısı ile ilgili olarak en önemli gelişmeler boy ve ağırlık artışı, iskelet ve kas gelişimi, iç salgı sistemindeki gelişme ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdi. Ergenlik dönemi insan gelişimindeki en hızlı büyüme evresinden birini oluşturmaktadır.

 Erkekte ses değişir ve kalınlaşır. Kızda göğüsler gelişir ve gövdede belirli bölgelerde yağlanmalar görülür. Ergenlik değişikleri kızlarda genellikle 1-2 yıl önce başlar ve biter. Ergen , biyolojik gelişim döneminde, hormon dengesinde bir takım değişikler yaşamakta ve buna bağlı olarak da farklı duygu ve davranışlar oluşmaktadır. Örneğin; karşı cinsten hoşlanma, çabuk sinirlenme, hırçınlık…

 Bu dönemde dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider, yerine oldukça tedirgin, güç beğenen ve çabuk tepki gösteren bir genç gelir. Duyguları hızlı iniş çıkışlar gösterir. Çabuk sevinir, çabuk öfkelenir, olur olmaz şeyleri sorun yapar, tepkileri önceden kestirilemez olur. Derslere ilgisi azalmış olur, çalışma düzeni bozulmuştur, istekleri artmıştır. Kendine tanınan hakları yersiz bulur. Evdeki kuralların ağırlığından ve sıklığından yakınır. Ana-babanın uyarılarına birden tepki gösterir, inatçıdır. Evde pek durmak istemez dağınıktır, savruktur, gürültülü müzikten, yalnız kalmaktan ve gizlilikten hoşlanır. Bunun yanı sıra akran gruplarına yönelim başlar. Çoğunlukla arkadaşlarıyla birlikte olmak ister. Ergen için bir gruba ait olmak önem taşır. Grubun norm ve değerlerine uyum sağlar. Kişiliğin geliştiği dönemler ”Ben kimim? Neyim? Ne yapmak istiyorum?” sorularına yanıt arar.

 Ergenin benliği yalnızca yaşı ilerleyip boyunun uzaması nedeniyle olgunlaşmaz. Olgunluk,bazı belirli kişiler arası deneyimler ve eğitsel sonuçlar ya da başarılar sonucunda gelişmektedir. Büyümenin değişik evrelerinde başarması gereken belirgin görevler ergenlik dönemi içinde geçerlidir. O görevlerin başarılı bir şekilde tamamlanması  bireyi daha ileri düzeyde bir büyümeye hazırlar.

Ergen bir erkeği ve kızı bekleyen temel gelişim görevleri şunlardır:

            _  Her iki cinsten yaşıtlarıyla yeni ve daha olgun ilişkilerde başarılı olmak.

            _  Erkek ve kadın toplumsal rolünü başarmak.

            _  Fiziksel görünüşünü kabul etmek ve bedenini etkili bir şekilde kullanmak.

            _  Ana babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığını kazanmak.

            _  Ekonomik bağımsızlık güvencesini kazanmak.

            _  Bir meslek seçmek ve ona hazırlanmak.

            _  Evlilik ve aile yaşamı için hazırlanmak.

            _  Yurttaşlık yeterliliği için gerekli zihinsel becerileri ve kavramları geliştirmek.

            _  Toplumsal olarak sorumlu davranışı istemek ve yerine getirmek.

            _  Davranışa rehber olarak bir değerler takımı ve bir etik (ahlak) sistemi oluşturmak.

            Bir anlamda bu on gelişim görevi,başarılı bir yetişkin yaşamı için gerekli olan öğrenmelerin ve başarıların ön şartı olmaktadır.

             Benlik, bir kişinin bilinçli bir şekilde kendi varoluşu olarak adlandırabildiklerinin toplamıdır. Deneyimlerden çıkartılan düzenlenmiş bir bilişsel yapı (farkındalığımız) olarak değerlendirilebilir. Bunlar kendimizi bir varlık olarak nasıl değerlendirdiğimize ilişkin fikirlerdir.

             Benlik saygısı, bireyin benliği beğenme ve değerli bulma derecesidir. Her birimiz “ben böyle bir kişiyim” tarafından yapılandırılmış belirli bir benlik imgesine sahibizdir. Benlik duygusu,yalnızca ideal olarak olmak istediğiyle değil, aynı zamanda diğer insanlarla olan etkileşimde kendi benliğini nasıl gördüğüyle de ilgilidir. Bu karşılaştırma,ergenlik yıllarında daha fazla enerji ve yoğunluk taşıdığı gibi ben merkezlilik çerçevesinde kendini gösterir.

             Gerçekte benlik ergenlik döneminden önce gelişmeye başlar. Benliğin gelişiminde ana baba tutumları, yaşıtlarıyla ilişkileri etkide bulunur. Ana babalar farkında olmadan, ergenin bazen daha genç çocuk gibi bir benliği oynadığı ve bazen de daha olgun yetişkin gibi bir benliği kazanma arzuları arasındaki çatışmanın kurbanları olmaktadır. Bir dönem için bu hem ana baba hem de ergen için karışıklık yaratmaktadır. Ergen, genç ve yaşlı benliği arasında gidip geldikçe,ana babalar hangi benliğe tepkide bulunacakları konusunda kararsız kalmaktadır. Bunu yalnızca zaman halledebilir ve bilge yetişkinler ergenliğin yalnızca bir büyüme dönemi olmadığını, aynı zamanda dışa açılma dönemi olduğunu da bilirler.

 Fiziksel gelişim ve bireyin büyüme hızı, benlik duygusunda güçlü bir etkiye sahiptir.              

Düşük benlik saygısı, güven eksikliği veya değersizlik duyguları bir genci, okul başarısızlığı, devamsızlık veya ilaç kullanımı gibi kendini  yenilgiye uğratıcı davranışlara götürebilir. Ana babalar ve eğitimciler bütün bu zarar verici davranışlarla ilgilenirken, sıklıkla altında yatan duygusal konuları göz ardı ederler. Ergenlerdeki   depresyon, düşük benlik saygısı ve çaresizlikle güçlü bir şekilde bağlantılıdır. Her nasılsa depresyondaki ergenin bazen bunu tanımlaması zor olabilir, çünkü o, saldırgan ve dikkat çekici davranışlar gösterebilir ya da içine kapanabilir. Depresyonun ana öğesi bir süreden beri var olan değersizlik duygusudur. Kendini olumsuz bir yöne sevk edebilir, görünüşüne çok az ya da hiç önem vermeyebilir ve okulda problemler yaşayabilir. Kızgınlık patlamaları olabilir. Öğrenci okula gitmeyi reddedebilir, çünkü yetersizlik hisseder. Bütün bunlar düşük benlik değerinin yoğun bir şekilde yaşanmasına bağlı olabilir.

            Düşük benlik saygısı, ana-baba ve okulun çabalarıyla değiştirilebilmektedir. Öğrencilerin cesaretlerinin  kırılması yerine, riskleri göze alabilecekleri ve başarısızlıklarından öğrenebilecekleri şeklinde güven duyulmasına ihtiyaçları vardır. Başarı ya da başarısızlık çoğunlukla zeka düzeyinin yüksekliğinden çok benlik saygısı ile bağlantılıdır. Ana-baba ve öğretmenler, dereceler ya da notlara değil çabaya odaklanabilir ve destekleyici olabilirler. Gerçekliği cesaretlendirebilir ve çocuğun kızgınlığını görmezden gelebilirler. Cesareti kırılmış ve yetersizlik yaşayan birinin çevresindeki önemli kişilerden destek almadan okulda üretici olması çok zordur.

 Çocuğunuz  ergenliğin stresini yaşarken, onun benlik saygısının oluşmasına yardım etmenin yollarını bilmek gereklidir.

 Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1-    İyi,olumlu düşünceler,çalışmalar vb. için kredi verin. Belki bir ayrıcalık,bir ödül verilebilir ya da ödül sözcüğü söylenebilir.

2-    Duygularına saygı gösterin ve onu yargılamaktan kaçının. Şikayetlerini,endişelerini   veya ilgilerini dinleyin ve onları anlamaya çalışın.

3-    Çocuğunuza sorumluluklar verin ve başaracağına ilişkin ona güvenin.

4-    Birlikte zaman harcayın.

5-    Ona ilginizi gösterin.

6-    Ondan beklentinizde mantıklı olun.

7-    Çocuğunuz,desteğinize gereksinim duyduğunda bunun için hazır olun.

8-    Profesyonellere danışın ve çocuğunuz intihara yönelik ya da kendine zarar verici düşüncelerini açıklarsa yardım isteyin.

      Gençlik yalnızca olumsuzlukların yaşandığı, toplandığı bir çağ değildir. Gençlik; tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir. Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kendi kimliğini ortaya koyma çabalarının yaşandığı dönemdir.

ERİNLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

 Erinlik diğer gelişim dönemlerinden farklı özellikleri olan bir evredir. Bu özellikler bir daha yaşam boyu görülmezler.

En önemlileri şunlardır:

  1. Erinlik çakışan bir dönemdir: Erinlik çocukluğun sonlarına doğru başlar ve ergenlik yılarında devam eder. Çocuk cinsel olgunluk yaşına gelmeden birkaç yıl önce bir takım fiziksel ve davranışsal değişikler geçirmekte, ancak ergen sayılmamaktadır. Bu nedenle erinlik bir yandan çocukluk diğer yandan ergenlikle çakışan bir dönemdir.
  2. Erinlik kısa bir dönemdir: 2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir. Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıla kadar sürmektedir.
  3. Erinlik hızlı bir değişme dönemidir: Erinlik, gerek fiziksel gerekse psikolojik değişikliklerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Bu hızlı değişme karmaşa , yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve bir çok çocukta istenmeyen davranışlara yol açar.
  4. Erinlik bir olumsuzluk evresidir: Olumsuzluk, bireyin karşıt bir tutum içine girmesini yada daha önce geliştirdiği bazı iyi niteliklerin olumsuzlaşmasını açıklar. Bu karşı tutum, özellikle erinliğin başlarında çok belirgin ve yoğundur.
  5. Erinlik yaşı değişiktir: Erinlik yaşı çok küçük yaşlardan başlayarak 18-19 yaşlarına kadar herhangi bir yaşta yer alabilir. Ancak erinlik yaşı ortalama olarak kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş olarak saptanmıştır.

 

Kaynak: www.havzaram.googlepages.com/ERGENLIKCAGIPSIKOLOJISI.doc  

             Ergenlik dönemi, biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik kavramı, tanımı, gruplandırma ve yaş dilimleri içindeki yerinin saptanması açısından değişik toplumlarda ve dönemlerde değişik yaklaşımlarla ele alınmıştır. Sosyo ekonomik koşullar, sağlık, beslenme, iklim ergenliğin başlama yaşını etkiler. Ülkemizde kızlarda 10/12 erkeklerde ise 12/14 yaşlarında başlar.

            ERİNLİK: Erinlik dönemi, cinsel organların olgunlaştıkları sırada oldukça kısa süren fizyolojik değişiklikler evresi olarak görülür. Erinlik döneminde cinsel organlardaki gelişme üreme fonksiyonuyla doğrudan ilgili olan temel cinsel özelliklerle, üreme fonksiyonuyla dolaylı ilgili olan ( tüylenme, göğüs ve kalçaların oluşumu…  )  ikincil cinsel özellikler biçiminde özetlenebilir.

            Ergenliğin bir bölümünü oluşturan bu evre, kızlarda 6 ayı biraz aşarken , erkeklerde 2 yıl, hatta daha da fazla sürebilir. Her ne kadar erinlik ergenliğin bir evresini oluşturmaktaysa da erinlik öncesi, erinlik ve ergenlik aşamalarını içeren uzun süreli bir dönemdir. Fizyolojik yönden ergenliğin, özellikle üreme organlarıyla ilgili salgı bezlerinin olgunlaşması sonucu işlevlerine başlamalarıyla  tamamlandığı kabul edilir.

BEDENSEL GELİŞİM:

            Ergenlik dönemi, insan gelişimindeki en hızlı büyüme evresinden birini oluşturur. Bu dönemdeki bedensel gelişim, duygusal, sosyal ve zihinsel olgunluklarının  temelini oluşturmaktadır. Bir başka deyişle, ergenlik, biyolojik değişmeyle başlar ve bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişmeyle son bulur. Ergenlik beden yapısıyla ilgili olarak akla gelen en önemli gelişmeler, boy ve ağırlık artışıyla iskelet ve kas gelişimi, içsalgı sistemindeki gelişim ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdir.

            Ergenin cinsel açıdan olgunlaşmasıyla bedensel değişimleri ve kısa süreler içinde boy atarak büyümesi, hipofiz bezinin büyüme hormonu salgılaması sonucu gerçekleşir. Cinsel erinlik ise erkeklik hormonu olan androjen ve kadınlık hormonu olan östrojen ile gerçekleşir.

            Boy uzaması ve ağırlık artışını gösteren grafik eğrisi incelendiğinde, gerek ergenliğin başlangıcı, gerekse hemen öncesinde hızlı bir gelişim görülür. Ağırlık ve boy gelişmeleri karşılaştırıldığında ağırlık artışı, boy uzamasına paralel bir gelişim izler. Erinlik öncesinde kızlar erkeklerden daha hafiftirler. Erinliğin başlangıcında kızların erkeklerden daha ağır olduğu görülür.

            Çocukluk döneminde kaslar vücudun toplam ağırlığının %30 unu, olgunlaşma sonucu ise %63 ünü oluşturur. Ergenlik döneminde kemikler hacimce de büyüktürler.

            Çocukluk dönemlerinde kız ve erkek arasında şekil açısından çok farklılıklar varken, ergenlik döneminde bu fark giderek artar. Erkek ergen şekli genellikle dümdüz uzanan bacaklar, dar kalça, geniş omuzlarla karakterize olurken, kızlarda , eğimli bacaklar, geniş kalçalar ve dar omuzlardır.  

            KİŞİLİK GELİŞİMİ:

     Eskiden hep çocuk olarak algılanırken, şimdi kimi zaman çocuk, kimi zamanda yetişkin olarak nitelendirilmektedir.       

Bu dönemde hem çocuğun kendisini ve dünyayı algılayışı hem de diğer insanların çocuğu algılayışı eskisi gibi değildir. Tüm bu etmenler çocuğu, bir kimlik aramaya doğru iter ve sonuçta çocuk ergenlik döneminden ya kimliğini kazanmış olarak ya da kimlik karmaşası ile çıkar. Kimlik bocalamasına yol açan etkenler 3 grupta toplanır.

1.     Düşünce sistemindeki değişiklikler

2.     cinsel rollerdeki değişiklik

3.     meslek seçimine yönelme

DÜŞÜNCE SİSTEMİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER:

Ergenlik dönemiyle birlikte, ergende fiziksel açıdan olduğu kadar bilişsel açıdan ortaya çıkan değişiklikler de dikkati çekmeye başlar. Bilişsel gelişimde en son ulaşılan dönem soyut işlemler dönemidir. Bireylerin bu döneme erişme yaşları ergenlik dönemine girdiği yaşla çakışır.

Ergen için önemli olanın kendi düşünceleri ve kendisinin dünyayı algılayış biçimi olmasa da bu düşünce tarzının bir ürünü olarak ortaya çıkar. Ergen bu dönemde kendisini çok eleştirir. Kendisini çok eleştirdiği içinde herkes tarafından eleştirildiğini sanır. Sanki herkesin dikkati onun üzerindedir, herkes onun dış görünümüne çok önem verir. Ergen ben merkezci düşünce biçimi nedeniyle kendi inançlarının en doğru olduğunu sanmaktadır. Kendisini herkesten daha akıllı olarak görmektedir.

            Ergenin kimliğini kazanması, bir yetişkin olabilmesi için bir yetişkin modele ihtiyacı vardır. Ancak anne-baba , öğretmen gibi yakın çevresindeki yetişkinler tarafından sürekli eleştiriliyorsa büyüklerin kendisini anlamadığını düşünür. Ergen eğer kendisine yakınlık gösteren , güvenen ve destek veren özdeşim modelleri ile karşılaşma şansına sahip olurlarsa, sağlıklı bir kimlik geliştirebilirlerdi. Aksi halde kimlik arayışı ya da kimlik karmaşası uzun yıllar devam edebilir.

            CİNSEL ROLLERDEKİ DEĞİŞMELER

            Ergenlik dönemine gelindiğinde, fiziksel olarak bedende erkek ve dişi özelliklerinin belirginleşmesi ile birlikte, kadın ya da erkek cinsel rollerinin benimsenerek, kimliğe dahil edilmesi işlemi hızlanır. Günümüzde gençler arasında cinsiyet rollerine yönelik kalıp yargıların yaygın olduğu görülmektedir. Bu duruma bağlı olarak ergenler, cinsiyetler arası bir farklılık olmadığını düşünmelerine karşın, kendi cinsiyetlerine has olan özelliklerden ayrılamamışlardır.  Kendi cinsiyetini reddetmeden , her iki cinsiyetin özelliklerini potansiyelleri ölçüsünde güvenli bir biçimde taşıyan bireylere androjen bireyler  denir. Androjen tipler kendi cinsel kimliğine ilişkin bir rol karmaşasına düşmeden , heriki cinse ait işleri de yapabilir. Örneğin bir kadın taksi şoförü olurken bir erkek ev şlerinde sorumluluk yüklenebilir. Androjen bireylerin daha güvenli ve kendilerine olan saygılarının daha yüksek olduğu savunulmaktadır. Aileler ve öğretmenler tarafından androjen davranışların teşvik edilmesi ergenin cinsiyet karmaşasına düşmesine engelleyecektir.

            MESLEK SEÇİMİNE YÖNELME:

            Gençlerin meslek seçimine doğru yönelmelerine lise yıllarına yani ergenlik dönemine rastlamaktadır. Meslek seçiminin yaklaşması kimlik duygusunu da tehdit etmeye başlar.Tüm yaşamı etkileyebilecek önemli bir kara vermenin gerginliği , verilen kararın uygunluk derecesine yönelik kuşkular ergeni bir bocalama ve kimlik karmaşası içine sokar ve ergen bu karmaşayı değişik ölçülerde yaşar.

            Sonuç olarak, ergene kendisini tanıması ilgi ve yeteneklerini keşfetmesi, kendisine uygun mesleğe yönelmesinde yapılan rehberlik ve bunun yanı sıra ergenin kuşku ve korkularına duyarlı, anlayışlı bir yetişkin tutumu, mesleki karar verirken geçirilen karmaşanın sürecini azaltacaktır. Böylece kimlik duygusunun gelişimi önemli bir engelle karşılaşmadan devam edecektir. Öğrenciye yakın anlayışlı bir öğretmen ve aile tutumu ile genç bu süreci doğru karalarla atlatabilecektir.           

1 YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

21/4/2008 - ÇOCUK EĞİTİMİ

Kategori: saglik__

GÜNLÜK YAŞAM İŞLEVLERİ KONUSUNDA EĞİTİME BAŞLAMADAN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Çocuklarınıza günlük yaşam becerileri kazandırmayı kolaylaştırmak için izlenmesi gereken bazı yol ve yöntemler vardır:

Eğitim süresi 8-10 hafta olmalıdır . Çocuğunuza günde en az iki defa ve önce 2-5 dk sonra giderek artan bir şekilde en az 5-20 dk zaman ayırmalısınız (Bu süre çocuğun kişilik özellikleri , psikolojik durumu , anne babanın çalışıp çalışmaması vb gibi etkenlere göre değişebilir).

Çocuğunuzun ve sizin yorgun olmadığınız , çocuğunuzun uykusuz olmadığı ve sakin olduğu zamanları seçmek uygun olacaktır.

Eğitim yapılan süre mutlaka günün aynı zaman dilimine gelmeli (hergün 10-11 ve 16-17 arası gibi ), çocuğun dikkatini dağıtmayacak bir ortam olmalı ( çevrede diğer çocuklar oynamamalı , fazla eşya olmamalı , TV , Radyo-teyp çalışmamalıdır) dır.

Çocuğunuza mümkün olduğunca yakın ve otururken aynı yükseklikte olunuz. Kendi kendine oturamıyorsa tutarak oturmasına yardımcı olunuz. Sizin yüzünüzü rahatça görebileceği pozisyonda olunuz.

Size bakmasını sağlayınız , bakmıyorsa çenesini hafifçe çevirip bakmasını sağlayınız. Gözgöze geliniz , bunu yaparsa ödüllendiriniz. Yine bakmıyorsa 1-2 dk sonra yeniden deneyiniz. 2-3 saniye göz göze gelirse ödüllendiriniz ve bunu 5-6 sn oluncaya kadar sürdürünüz . Evdeki diğer kişilerle göz göze gelmesini sağlayınız. Eğitim süresince çocuğunuz göz göze gelmiyorsa göz hizasına sevdiği bir şeyi koyarak bunu sağlamaya çalışınız.

Onun anlayabileceği şekilde kısa ve basit cümlelerle konuşunuz (Ali kalk , bardağı tut vb gibi) . Konuşurken mimik ve jestlerinizi de kullanınız.

Öğretilecek her işlevi bir kaç kez yineleyiniz . Her beceriyi basitten başlayarak sıralayınız , becerileri küçük basamaklara bölerek öğretiniz.

İstediğiniz bir beceri için sadece çaba gösterse bile ödüllendiriniz. Ödül olarak sevdiği bir uğraş ( Parka gitmek , oyun oynamak vb ) olabilir.

Çocuğunuzun olumlu bir davranışına sevinmek ona sarılmak ''aferin'' '' ne güzel yaptın'' şeklinde sözlü ifade de ödüldür. Ödül olarak seçtiğiniz şeyi mutlaka istenilen davranışın hemen arkasından gerçekleştiriniz.

ÖZ BAKIM BECERİLERİ

EL YIKAMA

Çocuğunuzun rahatça elini yıkayabilmesi için lavabonun boyuna uygun olması gerekir. Bunu sağlamak için bir tabure kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun arkasına geçerek ellerinizi onun elleri üzerine koyunuz. Çocuğunuzun karşısında bir ayna olması yararlı olabilir.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun elini tutarak çeşmeyi açınız.
Ellerini ellerinizin arasına alarak akan suyun altına tutunuz.
Elini tutarak sabunu almasını sağlayınız.
Bir eliyle sabunu tutrupu, diğer elinizle çocuğunuzun eline sabuna sürtüp köpürmesini sağlayınız.
Elini sabunluğa götürüp sabunu bıraktırınız.
Çocuğunuzun iki ileni birbirine sürterek köpürmesini sağlayınız.
Suyun altında ellerini yıkayınız. Gerekinse işlemi tekrarlayınız.
Ellerini tutarak çeşmeyi birlikte kapatınız.
Faaliyete direnmiyorsa ödüllendiriniz. Son basamağa kadar faaliyeti birlikte lapıp, son basamakta ellerinizi çekerek onun yapmasını söyleyiniz. Başarabilirse tekrar baştan 7.basamağa kadar faaliyeti birlikte yapınız ve son iki basamağı (7. ve 8.) ona yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirse yine baştan sırayla 5., 4., 3., 2., ve 1. basamaklara kadar faaliyeti birlikte yapıp diğerlerini yapmasını söyleyiniz.

Bu arada yardıma gereksinim olursa dirseklerinden hafifçe yönlendirerek yardım ediniz, bu şekilde basamakları sondan başa doğru sıralayarak başarabiliydrsa “ellerini yıka” diyerek faaliyeti yapmasını bekleyiniz. Her basamağın sonunda başarı durumuna göre uygun şekilde ödüllendiriniz.

YÜZ YIKAMA

El yıkama faaliyetlerini öğrendikten sonra hemen arkasından öğretilmelidir.

İŞLEM BASAMAKLARI

Çocuğunuzun elini tutarak birlikte çeşmeyi açınız.
Ellerini köpürtmesini sağlayınız.
Ellerini köpürttükten sonra sabunu bırakınız.
Çocuğunuzun arkasında durarak her iki elini bileklerinden tutunuz, dairesel hareketlerle ağız ve yanaklarını sabunlayınız.
Bölgeyi köpürtünüz.
Ellerini ellerinizle tutarak önce sabunlu ellerinizi durumatınız.
Elini bir suya, bir yüzüne götürerek yüzünü durulayınız.
Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek onun yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirse tekrar 7.basamağa kadar faaliyeti birlikte yapınınız ve son iki basamağı (7. ve 8) ona yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirse yine baştan sırasıyla 6., 5., 4., 2., ve 1. basamaklara kadar faaliyeti birlikte lapıp, diğerlerini yapmasını söyleyiniz.

Bu arada yardıma gereksinimi olursa dirseklerinden hafifçe yönlendirerek yardım edeniz. Bu şekilde sondan başa doğru sıralayarak başarabiliyorsa “ yüzünü yıka” diyerek faaliyeti yapmasını bekleyiniz. Her basamağın sonunda başarı durumuna göre ödüllendiriniz.

EL DURULAMA

Büyük bir havlu ve lavaboya yetişebilmek için tabure kullanınız.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun bir elini tutarak havlunun arkasına koyunuz.
Diğer elinin içini (avucunu) havlu ile ovuşturunuz.
Elinin tersini (üst kısmını) havlu ile ovuşturunuz.
Kurulanan eliyle havlunun bir tarafından tutturunuz.
Diğer elinin içini havlu ile ovuşturunuz.
Elinin tersini de havlu ile ovuşturarak kurulatınız.
Son basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek ( 6.basamakta) onun yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirse tekrar baştan 5. basamağa kadar birlikte faaliyeti yapınız ve son iki basamağı (5. ve 6.) ona yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirse yine baştan sırasıyla 4., 3., 2., ve 1., basamaklara kadar faaliyeti birlikte yapıp, diğerlerini yapmasını söyleyiniz. Yardıma gereksinimi olursa derseğini tutarak yönlendiriniz.

Basamakları bu şekilde yapmayı başarabiliyorsa “ellerini kurula” diyerek faaliyeti yapmasını bekleyiniz.

Her basamakta başarı durumuna göre ödüllendiriniz.

YÜZ KURULAMA

Lavabonun üzerinde ayna ve yetişebilmek için tabure bulundurunuz.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun arkasında durarak her iki elini kavrayınız ve havluyu birlekte alttan tutunuz.
Ellerinizi çocuğunuzun yüzüne yaklaştırarak havluyu yüzüne kapatınız.
Yumuşak hareketlerle bastırıp çekmesini sağlayınız.
Kurulama işlemi bitince elini tutarak birlikte havluyu yerine asınız.
Son basamağa kadar faaliyeti birliikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek (4.basamak) onun yapmasını söyleyiniz.

Başarabilirlerse tekrar baştan 3.basamağa kadar faaliyeti birlikte yapıp diğerlerini yapmasını söyleyiniz.

Gerekirse, dirseğinden tutup yönlendirerek yardım ediniz. Daha sonra “yüzünü kurula” deyiniz ve yapınca ödüllendiriniz.

DİŞ FIRÇALAMA

Küçük ve fazla sert olmayan bir diş fırçası kullanınız. Renkli-kokulu macunlar ve süslü diş fırçaları olayı cazip hale getirebilir. Yemek sonrası ve yatmadan önce en uygun zamanlardır.

Kendini aynada görebilmesi için çocuğunuzu bir tabureye çıkartınız. Aynaya bakarak gülümserken dişlerinizi ona gösteriniz ve dişlerini göstermesini söyleyiniz.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun elini tutup birlikte musluğu açınız.
Sol eline diş macununu almasını sağlayınız.
Diğer eliyle diş macununun kapağını açtırınız, musluğun kenarına koydurunuz.
Çocuğunuzun elini tutarak diş fırçasını alınız ve ıslatınız.
Macunu diş fırçasına sıkmasını sağlayınız.
Lavabonun kenarına macunu bıraktırınız.
Elinden sıkıca kavrayarak dairesel hareketlerle, önce dişlerin ön yüzeylerini, sonra arka taraflarını olacak şekilde yukarıdan aşağıya doğru fırçalatınız.
Diş fırçasını suyun altında çalkalatıp bıraktırınız.
Avucunuzun içine alarak (veya bardakla) ağzına su alıp çalkalamasını sağlayınız.
Diş macunu kapatıp kaldırmasını sağlayınız.
Ellerini kurulatınız.
Son basamağa kadar (11.basamak) faaliyeti birlikte yapıp, son basamakta ellerinizi çekerek onun yapmasını söyleyiniz. Başarabilirse yine baştan 10. basamağa kadar faaliyeti birlikte yapınız. Son iki basamağı (10. ve 11.) ona yapmasını söyleyiniz.

Yine başarabilirse sıra ile başa doğru yardımları azaltarak geliniz. Her basamağı başarıyorsa bir önceki basamağa geçiniz. Gerekirse dirseğinden tutup yönlendiriniz. Dişlerini yıkamasını söyleyerek faaliyeti yaptırınız ve ödüllendiriniz.

SAÇ TARAMA

Bu işleme başlamadan önce çocuğunuzun saçını ortadan veya yandan ayırınız. Saçlar mümkün olduğunca kolay taranır durumda iken bu uygulama yapılmalıdır. Saç fırçasını kavrayabilmesi çok önemlidir. Önce bunu sağlayınız.

Kız çocuklarnıda süslü saç tokaları ile faaliyeti cazip hale getirebilirsiniz.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun arkasında durunuz. Her ikinizin de yüzü aynaya dönük olsun. Çocuğunuzun elini tutarak saçlarını yukarıdan ayağıya doğru ve özelllikle acıtmadan fırçalayınız.
Her fırçalamasının (taramanın) ardından elini tutarak saçlarını eli ile düzeltmesini sağlayınız.
İşlemi tekrarlayınız.
Faaliyete katılıyorsa “ saçını ne güzel taradın, çok güzel (yakışıklı) oldun” şeklinde ödüllendiriniz.

Faaliyeti son basamağa kadar birlikte yaparak, son basamakta ellerinizi çekiniz ve onun yapmasını sağlayınız.

Başarabilirse yine sondan başa doğru gelerek yapmasını söyleyiniz ve gerekirse destekleyiniz. Ödüllendiriniz.

Her basamağı bağımsız olarak yapabiliyorsa saçını fırçalamasını( taramasını) söyleyiniz ve ödüllendiriniz.

BARDAKTAN SU İÇME

Çocuğunuza kendi başına su içmeyi öğretebileceğiniz en uygun zaman onun susamış oyduğu zamandır.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuz bardağı eliyle kavrasın, siz de üzerinden tutarak ağzına götürünüz.
Bardağı hafifçe eğerek suyu içmesini sağlayınız.
İçtikten sonra bardağı masaya koyunuz.
Sizir yardımınızla bu basamakları gerçekleştirebiliyorsa, su içme becerisini yapabiliyor demektir.

Suyu içtikten sonra ellirinizi çekiniz ve bardağı masaya kendi koyması için izin veriniz.
Daha sonra elinizi bardakla masa arasındaki yarı yolda çekiniz, çocuğunuz bardağı masaya koysun.
Ellerinizi suyu içer içmez çekiniz ve bardağı masaya koymasını sağlayınız.
Çocuğunuz bardağı ağzına götürünce elinizi çekiniz, suyu içip bardağı masaya koysun.
Çocuğunuz bardağı ağzına götürmeden ellerinizi çekiniz ve böylece yardımı azalta azalta kendi başarıncaya kadar bunu sürdürünüz.
Başarınca ödüllendiriniz.

YEMEK YEME

Çocuğunuza bu faaliyeti kaşık, çatal, bıçağı bir bütün halinde kullanacak şekilde öğretiniz.

Önce tabağa lokma lokma yemek koyunuz. Her lokmayı bitirmeden diğerini almamalıdır. Çocuğunuz bu faaliyeti öğrenme aşamasında iken etrafa döküp saçmasını kabullenmelisiniz. Plastik mama önlüğü kullanıp, yere örtü, gazete serebilirsiniz.

Bu işleme çocuğunuzun aç olduğu bir saati ve sevdiği yiyecekleri seçerek başlamalısınız. Eğer hem sevdiği, hemde sevmediği yiyecekler var ise, önce sevmediği sonra sevdiği yiyeceği veriniz. Sevdiği yiyecek ödül olacaktır.

Eğer olaya küçük aksilikler çıkartarak tepki gösteriyorsa görmezden geliniz, devam ederse işlemi erteleyiniz.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuz kaşık ya da çatalı kavradıktan sonra siz de bileğinden kavrayınız.
Yiyeceği tabaktan alınız.
Kaşık ya da çatalı çocuğunuzun ağzına götürünüz.
Kaşık ya da çatalı tekrar birlikte tabağa getirip hareketi yineleyiniz.
Çocuğunuz faaliyete direnmiyorsa uygun şekilde ödüllendiriniz. Aynı işlemleri sırası ile bileğinden, dirseğinden ve kolundan tutarak yineleyiniz. Her basamağı 4-5 kez başarabiliyorsa “yemeğini ye” deyiniz ve başarırsa ödüllendiriniz.

PANTOLON GİYME

Beli lastikli ve bol bir pantolon (eşofman) kullanınız.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun pantolonunu kalçasına kadar çekip ellerini pantolonun üzerine koyarak beline kadar çekmesini sağlayınız.
Çocuğunuzun pantolonunu dizlerine kadar çekip, ellerini pantolonun üzerine koyarak önce kalçasına, sonra beline kadar çekmesini sağlayınız.
Çocuğunuzun pantolununu her iki ayak bileğine kadar çekip, ellerini pantolonunun üzerine koyarak dizlerine, kalçasına ve oradan da beline kadar çekmesini sağlayınız.
Çocuğunuzun pantolonunun bir ayağına geçirip, elleri ile tutturarak diğer ayağına geçirmesini, diz, kalça ve beline kadar çekmesini sağlayınız.
Çocuğunuzun pantolonunu önünde tutarak ayaklarını geçirip beline kadar çekmesini sağlayınız.
Pantolonunun hazırlayıp giymesini söyleyiniz.
Her basamağı birkaç kez denedikten sonra bayarınca ödüllendiriniz.

PANTOLON ÇIKARMA

Çocuğunuz ayakta iken pantolonu dizlerine kadar indirip, bir yere oturttuktan sonra bir ayağından pantolonu çıkartınız, ellerini pantolonun üzerine koyarak diğer ayağını çıkarmasını sağlayınız.
Çocuğunuz ayakta iken pantolonu dizlerine kadar kadar indirip, bir yere oturttuktan sonra bir ayağından çıkartmasına yardım ediniz. Diğer ayağından yardım etmeden çıkartmasını söyleyiniz.
Çocuğunuz ayakta iken dizlerine kadar pontolununu indirip, ayaklarından kendisinin çıkartmasını söyleyiniz.
Çocuğunuz dizden aşağıya sizin yardımınız olmadan pantolonunu çıkarabiliyorsa yardımı azaltınız. Yani ellerini dizden yukarıda, kalçada, belde çekerek pantolonu kendi başına çıkartmasını sağlayınız.
Her basamaktan sonra başarı durumuna göre ödüllendiriniz.

KAZAK (FANİLA) GİYME

Kazak, fanila veya eşofman üstünün çok sıkı olmaması gerekir.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun karşısında durarak, her iki kolunu kazağın kollarnıdan geçiriniz. Ellerini yukarı kaldırarak kazağın başından geçmesini sağlayınız. Kazağı giymesini söyleyiniz, ellerini kazağın her iki yanına koyarak aşağı indirmesine yardım ediniz.
Çocuğunuzun her iki kolunu kazağın kollarından geçiriniz ve kollarını başının üzerine kaldırmasını sağlayınız. Kazağı giymesini söyleyerek kollarını aşağı indirmesini ve kazağın eteklerini aşağı çekerek giyme işlemini tamamlamasını sağlayınız.
Çocuğunuzun her iki kolunu kazağın kollarından geçirin, giymesini söyleyerek başından geçirmesine ve kazağını iki yanından aşağıya çekmesine yardımcı olunuz.
Kazağı tek kolundan geçirip, diger kolunu geçirmesini, başından aşağıya doğru giymesini sağlayınız.
Kazağı yatağın üzerine seriniz. Çocuğunuza giymesini söyleyiniz. Önce kollarını, sonra başını geçirip, kazağı iki yanından beline indirmesini sağlayınız.
Her basamağı 4 – 5 kez yapabiliyorsa bir sonraki basamağa geçiniz. Her basamağın sonunda ödüllendiriniz.

KAZAK (FANİLA) ÇIKARMA

Her basamağı 4-5 kez yineleyiniz. Başarabiliyorsa bir sonraki basamağa geçiniz.

İŞLEM BASAMAKLARI:

Çocuğunuzun kazağını boynuna kadar sıyırıp başını çıkarmasını sağlayınız.
Çocuğunuzun kazağının bir kolunu çıkarana kadar sıyırıp diğer kolunu ve boynundan yukarısını çıkarmasını sağlayınız.
Çocuğunuzun kazağını kollarına kadar sıyırıp, her iki kolundan ve başından çıkarmasını sağlayınız.
Çocuğunuza kazağını çıkarmasını söyleyiniz ve gerekirse yardım ederek çıkarmasını sağlayınız.
Her basamağın sonunda “aferin ne güzel başardın” diyerek sözel olarak ödüllendiriniz.

Telif Hakkı(C) 1999-2006 Deha Danışmanlık, Tüm hakları saklıdır.

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı

13/4/2008 - hem kendi sağlığınız hemde bebek için haydi hamile bayanlar spra

Kategori: saglik__

HAMILELIKTE EGZERSIZ: BEBEK VE ANNELER ICIN
(Bu yazı toplam 3959 defa okundu)

Dünyaya yeni bebekler gelirken öncelikle istediğiniz, bebeğin sağlıklı olmasıdır. Doğumun rahat ve bebekle beraber annenin de sağlıklı olması hamilelik döneminde yaşam şeklindeki değişikliklerle mümkün olabilmektedir. Bedensel egzersizler doğumdan ölüme kadar her yaş grubunda uygulanabilmektedir. Hamilelik döneminde de bedensel egzersiz yapmanın yararları çoktur, bunlar:

• Bacak kramplarının çoğalmasını engeller.

• Sırt ve diğer hamilelik ağrılarını azaltır.

• Vücut ağırlığınızın gereğinden fazla artmasını engeller.

• Hamileliğin ve doğumun rahat geçmesini sağlar.

• Çocuğun içinde yaşayacağı kapsülün genişlemesini sağlar.

• Doğumdan sonra normale dönüşü hızlandırır.

Bu kadar önemli yararları sağlayabilmek için mutlaka bilinçli egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz sırasında dikkat edilecek noktalar ise şunlardır:

• Bedensel egzersiz düzenli olarak yapılmalıdır. Bir hafta 3 gün, diğer hafta 1 gün egzersiz yapılarak fizyolojik yarar sağlamak mümkün değildir.

• Haftada 4 gün egzersiz yapılmalıdır.

• Eğer doktor tarafından hamileliğin riskli olduğu söylenirse doktor izin verene kadar egzersiz yapılmamalıdır.

• Egzersiz sırasında belirlenecek en yüksek nabız sayınız hiçbir zaman aşılmamalıdır.

• Gövdenin öne ve arkaya eğilmesi engellenmeli, karın bölgesine baskı uygulanmamalıdır.

• Hamile kadının daha fazla oksijene ihtiyacı olduğundan yoğun egzersizlerden kaçınmalıdır.

• Haftada 1 gün küçük ağırlıklarla kas çalışması yapılmalıdır.

• Yağ yakmak için egzersiz yapılmamalı.

• Bilinçsizce yapılacak ve kilo vermeye yarayacağı düşünülen diyetlerden uzak durulmalıdır.

• Egzersiz sırasında ve sonrasında sıvı alımına dikkat edilmelidir.

Sağlıklı bir bebek, sağlıklı bir anne için egzersizin önemi büyüktür. Bu konuda güvenebileceğiniz bir egzersiz uzmanına danışarak yardım isteyiniz. Hamilelik döneminde sigara ve alkolden uzak kalarak doğru ve dengeli bir beslenme programıyla beraber bilinçli egzersiz yapmalıyız, sağlıklı ve mutlu günler...

yok YorumYorumunu bekliyorum !Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->


Hakkımda

ezelin pembe düşleri

Son Yazılar

Kredi kartı kullanma kılavuzu
GURUR KAYNAĞI ÜNÜVERSTELİ MUCİTLERİMİZİN BAŞARISI
JAPONLARDAN DEPREMİ BİLDİREN SAAT
DNA NEDİR?
ADSENSE
İZNİK ÇİNİ SANATININ TARİHÇESİ
İZNİK ÇİNİLİ AKSESSUARLAR
İZNİK ÇİNİ MODELLERİ
YUMUTADAKİ SANATA BAKARMISINIZ?
YUMURTA KABUĞUNDAN SANAT
YUMURTADAKİ FİGÜR
DOĞA HARİKASI OLAN KARA DENİZİ TANIYALIM.
Ankara-Ankara Rehberi-Ankara Firma Rehberi
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Toplist <